.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Önceden biliniyordu, şimdi örtülmeye çalışıldığına dair emareler var

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Önceden biliniyordu, şimdi örtülmeye çalışıldığına dair emareler var
Önceden biliniyordu, şimdi örtülmeye çalışıldığına dair emareler var
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – AKP Genel Başkan Yardımcısı eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya, eşiyle beraber 163 milyon liralık Özata hissesi alıp 4 ay sonra 2,2 milyar liraya sattığı ortaya çıkınca hem AKP’deki görevlerinden istifa etti. Hem de bu kazancını “iade ettiği” iddia edildi. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AKP’nin elinde vardı. Ama sustular, saklandılar... Fatma Betül Sayan Kaya buzdağının sadece görünen yüzüdür... Fon skandalından çıkan gerçek AKP’nin saadet zinciri olduğudur... Burnunun ucunu göremeyenlerden, bu işlerden haberi olmayandan, cumhurbaşkanı olmaz” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Prof. Dr. Özgür Demirtaş çok basit bir şekilde anlattı: “Devletin elinde bu fonların ilk kurulduğu günden bu yana kimin içeri ne kadar para koyduğu ve ne kadar para çektiği var. Aynı şekilde devletin elinde kimin manipülasyon yapılan hisselere ne kadar para girdiği, ne kadar çektiği var. Devletin elinde her birinin adı soyadı, kimlik numarası, banka numaraları, adresleri var... ne zaman nereye ne kadar para transferi yaptıkları da var”. Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak da aynı şeyleri farklı şekilde ifade etti: “SPK araştırıyor ama isterse bir saatte bulur. Neden bulmadığının sebeplerini bilmiyoruz... Normalde ilgili otoritenin, SPK’nın suç duyurusunda bulunması gerekirdi. Şundan eminiz, SPK bu konuda çok geç kaldı... SPK, Kaya’nın elde ettiği kazancı hemen bulur. ... MASAK uzmanları da oturdukları yerden bu paranın nereye aktarıldığını iki günde ortaya çıkarır. Banka hareketleri ortaya çıkar. Kaya gibiler kısa sürede bulunur. Soruşturma sürecinde ağır gidiliyor. SPK çoğu işlemde geç kalıyor... Böyle bir soruşturmada adı geçen bakan değil de normal bir vatandaş olsaydı çoktan gözaltına alınmıştı. Muhalif bir isim olsaydı belki de Silivri’deydi”. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 5 Kasım 2025’de “Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz” demesinden ancak neredeyse bir yıl sonra adım atıldığını eleştiriyoruz. Oysa şimdiki Adalet Bakanı Akın Gürlek’in başında olduğu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26 Şubat 2025’de fonlar için soruşturma açtığı ve Sermaye Piyasası Kurulu’nu “Borsa’da olağanüstü fiyat hareketliliği var... Manipülasyon yapıyorlar” diyerek rapor istediği ortaya çıktı. Tüm bunlar, fonların patlamasından neredeyse iki yıl önce. Normalde olası şüpheliler önce sabahın köründe evlerinden alınıp, tutuklanır, savcılığın incelemesi, soruşturması arkadan gelirdi. Bu kurgunun piyasayı düzenlemekle yükümlü olan SPK, BDDK gibi kurumlardan yetkililerinin de içinde olduğu bir organize suç örgütü olduğu ortada. Konunun örtülmeye çalışıldığına dair emareler de var. Maliye Bakanı’nın olası suçlulara dönük getirdiği tedbir de SPK’nın isteğiyle kaldırıldı. Herhalde isimler AKP ile çok ilintili olduğu için araştırmaların münferit kaldığı ve kapsamlı bir inceleme yapılamadığı anlaşılıyor.
GÖZLEM – Ne yapmalı?
K – Bunu da Prof. Demirtaş çok güzel açıkladı. Küresel bir yöntem olan “clawback” (geri alma) mekanizmasıyla sistemden haksız, olağandışı kazanç elde edenlerden paranın geri toplanıp mağdurlara dağıtılmasını önerdi: “Fonlardan çok yüksek kazançla çıkan kişilerin ne kadar yatırdıkları ve ne kadar para çektikleri tespit edilsin. Geri alınan tutarlar bir mağdur havuzu oluşturularak fon zedelerin zararlarının karşılanmasında kullanılsın. Parayla ev, araba veya başka varlık alınmışsa, kazanç başka mallara dönüştürülmüşse bunlar da haciz yoluyla geri alınsın. Fon şirketlerinin aldığı işletim ücretleri ve Maliye’nin aldığı stopajlar da bu havuza aktarılsın. Buradan mağdurlar tazmin edilsin. Fon sahipleriyle bağlantısı/iletişimi olduğu ve sistemden bilinçli bir şekilde yararlandığı tespit edilenler için ayrıca cezai soruşturma açılsın.
GÖZLEM – Anayasa Mahkemesi, Yenilik Partisi ile isim benzerliği iltibas-karışıklık yarattığı gerekçesiyle Yeni Parti’ye konuyla ilgili savunmasını vermesi için 30 günlük süre verdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
K – Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta bu konuyu bir araya sıkıştırıyor. Ben buradan konunun gündemde kalmasını ve Yeni Parti’nin her şeyiyle “tartışılıyor” olmasını istediğini çıkarıyorum. Yeni Parti de bu konuyu kapatıp geçeceğine Anayasa Mahkemesi sürecine bırakarak sürüncemede kalmasına yol açmış oldu. Yeni Parti’ye katılmak isteyen Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz bir şekilde ikna edilemediyse, eninde sonunda o yola gideceği anlaşılan Yeni Parti’de “Yeni’nin yanına bir isim daha eklenip” bu defter kapatılmalı. Üyelerinin çoğu Erdoğan tarafından atanan Anayasa Mahkemesi’nden böyle bir konuda Yeni Parti lehine bir karar çıkmasını beklemek biraz “saflık” oluyor.
GÖZLEM – Yunan Ta Nea gazetesi Yunanistan Genelkurmay Başkanı Dimitros Houpis’in Aralık 2025’te yaptığı açıklamada Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı “stratejik darbe niteliğinde önleyici saldırılar düzenleme” kabiliyetinden bahsettiğini yazdı. Gazetenin haberine göre senaryonun ikinci aşamasında “Yunanistan’ın Türkiye’deki bazı havaalanlarındaki pistleri hedef almaya, Türk çıkarma unsurlarını limanlarda vurmaya çalışabileceği” iddia edildi. Senaryonun son aşamasında ise “ilk 24 saatin ardından uluslararası toplumun ateşkes için devreye gireceği ve böylelikle Yunanistan’ın bu aşamada müzakare masasına askeri açıdan avantajlı konumda oturacağı” iddia edildi. Böyle bir senaryo gerçekleşebilir mi?
K – Yunanistan Kardak krizinden sonra büyük kısmı bu iktidar döneminde olmak üzere Lozan ve Paris anlaşmalarına göre Yunanistan’a devredilmeyen ve silahlandırılmaması gereken 23 adadan 22’sini silahlandırdı. ABD ve İsrail ile yaptığı askeri anlaşmalar ve konuşlanmalarla Türkiye’yi çevreledi. Son olarak Yunan Başbakanı Miçotakis Meis’te ve iki yanındaki adacıklarda düzenlediği bir şovla Türkiye’ye adeta gözdağı verdi. Erdoğan’ın bu konuya gerekli önemi vermediği görüntüsü, örneğin BM’deki toplantıda Filistin’den bahsederken, Yunanistan’ın saldırganlıklarını gündeme getirmemesi Yunanistan’ın “şımarıklığını” daha da arttırıyor. Maalesef bahsettiğim bu ve benzeri icraatları Yunanistan’ın eninde sonunda Ege’de kıta sahanlığını 6 milden 12 mile çıkartacağını ortaya koyuyor. Bu, bana göre “Olacak mı, olmayacak mı?” değil “Ne zaman olacak?” sorusunun konusu. Üstelik ABD’nin İran ile, Rusya’nın Ukrayna ile yürüttüğü savaşlar ve bölgedeki daha ufak çatışmalar dikkate alındığında ve insansız hava araçları gibi değişen savaş teknolojisi hesaba katıldığında, dünyada artık bölgesel çatışmaların çok daha “kolaylaştığı” ve olası hale geldiği bir döneme girildi. İş böyle olduğunda da, 52 yıldan beri Kıbrıs’ın işgal halinde olduğunu dillendirmekten çekinmeyen Yunanistan’ın, hele hele Kardak örneği ortadayken, Meis’in iki yanındaki kayalıklara Türk askerinin çıkmasının ne kadar kolay ve olası hale geldiğini dikkate almaması da ayrı bir soru işareti olarak zihinleri meşgul ediyor.
GÖZLEM – Türk Milli Takımı Fransa’ya 1-0 yenilmesinin ardından İtalya’dan da yine kendi sahasında 4-1’lik skorla fark yedi.

K – Montella’nın artık gitmesi lazım. Artık komik oluyor. Santrfor oynatmadığı için eleştirilirken şimdi onu engellemek amacıyla santrfor olmayan formsuz Barış Alper’i bu mevkide oynatıyor. Üç farkın ardından golü atmışken, oyuna sokması gereken gerçek santraforu maçın sonuna kadar oyuna sokmuyor. Artık bu sisteminin işlemediği hele güçlü takımlarla oynadığında ayan beyan ortada. “Montella istifa, TFF istifa” ve “Villa versene, villa versene, Hacıosmanoğlu villa versene” diye tezahürat yapan Bursalı seyirciler haklı. Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Montella’nın istifasını istese belki kendi yerini koruyabilirdi. Ama İstanbul Başsavcılığı’nın Merkez Hakem Kurulu başkanı ve yöneticilerine dönük soruşturması ile Futbol Federasyonu’nun sanki buna karşı bir hamlesi gibi görünen, aralarında Trabzon Başkanı’nın da bulunduğu 448 yöneticiyi Disiplin Kurulu’na sevketmesi bu olasılığı ortadan kaldırmış gözüküyor.